Okuduğum Kitaplar

İçimizdeki Şeytan

Kitap okurken altını çizdiğim yerleri kalıcı hale getirmek için -okuduğum kitaplar- şeklinde bir kategori oluşturdum.Kırılma noktalarımı hep birlikte görelim 🙂 Belki aynı noktada buluşuruz 🙂
*Fikrinizi merak ettiğim noktaları yıldızlayacağım. İsterseniz yorumlayarak o kısım hakkında konuşabiliriz 🙂

”Hiçbir şey istemiyorum.Hiçbir şey bana cazip görünmüyor.Günden güne miskinleştiğimi hissediyorum ve bundan memnunum.Belki bir müddet sonra can sıkıntısı bile hissedemeyecek kadar büyük bir gevşekliğe düşeceğim.İnsan bir şey yapmalı,öyle bir şey ki….Yoksa hiçbir şey yapmamalı.”

”Onu bir daha hiç görmemek ihtimali en feci ve maalesef en akla yakın olanı.”

”İçimizde,bizim ”ahlak”tarafımızda hiçbir şekilde münasebete geçmeyerek hadiseleri muhakeme eden,neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir ”hesabi”tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu.”

*”Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görünmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi.Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat,daha makul değil miydi? ” -Bu kısmı okuduğunuzda aklınzdan geçenleri benimle de yorum olarak paylaşır mısınız 🙂 –

”Hayatta hiçbir şey,uğruna ölmek için istenmez.Her şey yaşamamız için olmalıdır.Hatta biraz ileri gideyim,kendi yaşamamız için…Sen kafanın içindeki yokluğa o kadar saplanmışsın ki,derhal uğrunda can feda edecek bir şey arayarak ikinci bir yokluğa dalmak istiyorsun!Yaşamak,herkesten daha iyi,herkesten daha üstün yaşamak,insanlara hakim olarak,kuvvetli,belki de biraz zalim olarak yaşamak…Dünyada bundan başka istenecek ne vardır? Hayatını bu gayeye vakfet,görürsün,nasıl birdenbire canlanacaksın.”

”İçinde şeytan dediğin o şeyin en kıymetli tarafın olmadığını nereden biliyorsun? Sizin gibi beş hissinden başka duygu vasıtası olmayanlar bu daimi korkudan kurtulamazlar.Asıl sebep ve illetlere varabilseniz göreceksiniz ki en zayıf tarafımız dışımızdadır.Gözümüzü kör eden yedi renktir,kulağımızı sağır eden sesler,ağzımızı paslandıran yediklerimiz,kalbimizi önce coşturup sonra durduran sonsuz koşmalarımızdır.Yüksek insan dışına değil,içine kıymet verendir.

”….üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.Her hadisenin insanı eğlendirecek tarafı vardır.”

”….hisleri,koparılmadan kuruyan meyveler gibi,içinde buruşup kalmayacaktı….”

”Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş….Ne aradığımızı bilmeden aramak…
..
..
Herkes ne diyecek?..Fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki…Bana en yakın olanlar dahil olmak üzere bu herkes dedikleri şey beni üzmekten,hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı?Bu yaşıma kadar en iyi zamanlarım tam manasıyla yalnız kalabildiğim günler olmuştu.”

”Asıl iyilik tanımadıklarımıza yaptığımız iyiliktir;halbuki biz bütün hüsnüniyetimizi dostlarımıza saklayıp bunların dışında kalanları bir çırpıda ve kısa bir hükümle fena addediyoruz.”

”Dünya kim?…Benden başka dünya var mı?Herkesin bir tek dünyası vardır,o da kendisi…Üst tarafıyla alakadar olmaya bile değmez….Zeki olmak,kuvvetli kafa ve bilgi sahibi olmak neye yarıyor?Bizi istediğimiz saadete götüremedikten sonra…”

”İnsanların en zayıf tarafları:sormadan,araştırmadan,düşünmeden,kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre,işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.”

”Ne olurdu? Birbirimize birkaç sene sonra tesadüf etmiş olsaydık!O zaman hayatımız belki bambaşka bir şekil alırdı.O zaman sana tabi olur ve bundan zevk duyardım.Fakat şimdi,hiçbir faydası olmadığını bile bile,yanlış ve manasız bulduğum şeylere oyuncak olmak,bütün sevgime rağmen imkansız…”

”İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil,kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.”

”İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim,fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum:Buna içimdeki şeytan diyordum;müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde,haksızlığa,tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi,şefkat ve ihtimama layık görüyordum.Halbuki ne şeytanı azizim,ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun,salaklığımın uydurması….İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu…İçimizde şeytan yok…..İçimizde aciz var…Tembellik var…İradesizlik,bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey:hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var….”

Bunlar ve yazmadığım daha niceleri…..Sabahattin Ali’yi okurken çok yorulduğum,zor okuduğum doğrudur. Psikolojik tahliller,analizler,kişinin içsel hesaplaşması beni hep bir adım geriye atıyor. Bu kitabındaki Ömer karakterini Necip Fazıl’ın Bir Adam Yaratmak romanınki Hüsrev’e benzettiğimi ve bu romanı okurken sanki Fazıl kalemini okuyorum sandım

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s